Denemeyenler İçin İstanbul Sokak Lezzetleri

[Toplam:2    Ortalama:3.5/5]

Denemeyenler İçin İstanbul Sokak Lezzetleri, neredeyse her köşe başında sizlerle kucaklaşmayı bekliyor.

KÖZ YA DA HAŞLANMIŞ MISIR

koz-misir

Denemeyenler İçin İstanbul Sokak Lezzetleri listesinin il sırasında köz ya da haşlanmış mısır var. Son yıllarda özellikle turistik mekanlarda çok sıklıkla karşılaştığımız mısırcı abilerimiz, eskiden yalnızca yaz aylarında mahalle aralarında dolanırlardı. Ne zaman geleceği bilinmediğinden mısırcı yolu gözlenir, hatta mısır paraları çocukların cebinde hazır olurdu. Mısırcı geldiğinde annelerimiz görmeden, önce mısırı ağzımıza dayayıp suyunu emerdik. Çünkü anneler arasında nedense mısırın çamaşır suyunda kaynatıldığı düşüncesi hakimdi ve mısırın suyunu emmemizi istemezlerdi.Şimdilerde haşlanmış mısırı, taze yaz mısırının tadı olmasa da, her mevsim bulabiliyoruz.

Bununla birlikte; haşlanmış mısır nereye kadar, deyip bir fark yaratan haşlanmış mısır yanında köz mısır yapan abilerimiz de vardır, ki benim tercihim her zaman közden yanadır. Ne türlüsünü seversiniz bilemeyiz, ama İstanbul’un güzel sokak lezzetleri deyince mısır ilk akla gelenlerden.

KESTANE KEBAP

kestane-kebap

Kestane soğuk kış günlerinde kese kağıdından ellerimiz yana yana yediğimiz yegane atıştırmalıklardan. Yazın mısır satan abileri genelde kışın közde kestane yaparken görebilirsiniz. Kestane alıp karda yürürken yemek efsanedir, ama bu sırada içimizi kemiren endişe, kestanelerin kurtlu olup olmaması… Gündüz kontrollü yemek mümkün de akşam işler biraz sıkıntı. Karanlıkta görünmeyen minik tombul kurtlar protein niyetine yutulur. Ne olursa olsun, kestanesiz bir İstanbul kışı düşünülemez.

SİMİT

simit

İstanbul denince akla Boğaz, boğaz denince bir vapur sefası, vapur sefası deyince de martılara simit atmak gelir. Sıcacık, çıtır bir simit, yanında demli bir çay ile hayatımı geçirir, gayet de mutlu olabilirim. Simit bir kültür, bir ananedir. Simitin ‘halk olma’ konusundaki birleştirici gücünü de kimse yadsıyamaz, yadsıttırmayız. En mütevazisinden en janjanlısına her şahsiyet ama karın doyurmak, ama diyette öğün geçirmek adına tükettiği sokak lezzetlerinin en birincisidir. Şimdilerde simite de bir değişiklik getirelim kafasıyla susam yerine ay çekirdeği kullanılmaya başlanmış, ancak ay çekirdekli bu simit, geçici bir heves olmanın dışına çıkamamıştır.

MİDYE DOLMA

midye

İstanbul’da midye yemek ne kadar sağlıksız olursa olsun, içmeye çıkılan akşamların dönüşünde mutlaka eline düşeriz. Her seferinde yememeye yemin edilir, çünkü sonrasında mutlaka bir mide bozulması söz konusu olmuştur, ancak midyeci abiyle göz göze gelmemeye çalışarak yürürken seni kendine çekebilmek için uzaktan bir midye açıp içine limon sıkar. Bu sahneyi gören bir insan evladı, ümitsizde midye tezgahına yönelir. 1,2,3,5 derken yaklaşık 10-15 midye yemiş olarak ve midyeci abinin yolluk olarak ağza tıktığı bonus ile evin yolunu tutarsınız. Pişman ama mutlu…

BALIK EKMEK

balik-ekmek

Denemeyenler İçin İstanbul Sokak Lezzetleri listesinin en önemlilerinden biri. Herhangi lüks bir balıkçıda yiyeceğiniz hiçbir balık, sokakta yediğiniz balık ekmeğin lezzetini ve hazzını veremez. Açlıktan mı, yoksa buram buram kokusundan mı bilinmez ama balık ekmek cidden çok lezzetli bir tercih. Eminönü’nde yeri daimi olan balıkçılar, yorucu ama keyifli bir mısır çarşısı gezisinden sonra sizleri kucaklar. Yanında içeceğiniz turşu suyu ile açlığınız körüklenir, bu sebeple yarım ekmekle kalmayıp bir yarım daha söylemeniz çok muhtemeldir. Sizden ricamız, midesel bir sorununuz yoksa soğanlı olarak layığıyla yemeniz. Afiyet bal şeker olsun.

BOZA

bozaci

Boza, boooooooooooo,zaaaaaa!

Akşam evlerimizde oturup mutlu mesut aile saadeti yaşarken, bir ses böler geceyi. İşte bu ses önce korku sonra mutluluk salan sokak sokak, mahalle mahalle dolaşan, bozacı abilerin sesidir. Bozacının gelme saati de pek mühimdir. Keza biraz ağır olması sebebiyle, yemek üstüne hemen tercih edilmez. Saat 10 gibi uygundur, yemek sindirilip insanın canı tatlı, atıştırmalık bir şeyler isteyip de mutfaktan meyve almaya üşendiği saattir ve bozacının sesi kalbinin orta yerinden vurur. Hemen cama çıkıp sesin ne taraftan geldiğine bakarsınız, çünkü bozacılarımızın gür sesi sokağımızda olmasalar bile evimizin önünden geçiyormuş havası yaratabilir. Bol tarçınlı ve sarı leblebili bir bardak boza, İstanbul’da yaşamanın sağladığı mutluluklardan biridir.

KOKOREÇ

kokorecci

Kokusunu bir kez bile almayana anlatmaya çalışsan, anlamaz. Sana ‘ayy, iğrençsin’ diye yapıştırıverir lafı. Amma ve lakin ki öyle değildir. Kokoreçin her yerde yenilmemesi gerektiğini elbette savunuyoruz. Ancak her kokoreç severin bellediği bir mekanı vardır, ve bu mekan ona hayatın zorluklarını unutturur; kokoreç en başta kokusuyla başını döndürüverir. Elbette sonrasına ekmekten alınan ilk ısırık, tatlı tatlı yakan acısı ve efsane lezzetiyle müptelası eder. Pek çok gence dayısı, abisi, babası (genelde yemeyenler kadınlar olduğundan) tarafından tavuk diye yutturulur ve sonrasında kuzu bağırsağı olduğu yüzüne vurulur. Herkesin kokorece başlama hikayesi farklı, devam hikayesinin sebebi ise aynıdır.

Denemeyenler İçin İstanbul Sokak Lezzetleri listesi uzar da uzar. Yumurtalı, soğanlı sandviç, yeni kavrulmuş sıcacık sarı leblebi, çift kaşarlı tost, ıslak hamburger… Hemen planınızı yapın, ilk fırsatta İstanbul’a koşup bu güzel lezzetleri deneyin.

İstanbul’un en güzel zamanı bayram zamanıdır. Herkesler tatile çıkınca, bomboş, sessiz, trafiksiz, yaşanılır oluyor 😁😁

Link to original

En Beğenilen